HİZMET ALANLARIMIZ
Ticari şirketlerin kuruluş aşamasından tasfiyesine kadar geçen süreçte genel kurul işlemlerinin yürütülmesi ve esas sözleşmelerin hazırlanması hizmetlerini veriyoruz. Ortaklar arası uyuşmazlıkların çözümü ve kıymetli evrak hukukuna dair davaları takip ediyoruz.
Ceza yargılamasının soruşturma ve kovuşturma aşamalarında, müşteki veya sanık vekilliği görevini üstleniyoruz. Adil yargılanma hakkı çerçevesinde, dosyanın her aşamasında hukuki savunma ve delil toplama süreçlerini titizlikle yürütmekteyiz.
Aile hukuku kapsamındaki boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi tasfiyesi davalarında müvekkillerimizin haklarını koruyarak hukuki süreci yürütmekteyiz. Uyuşmazlıkların mahremiyet esaslarına ve yasal prosedürlere uygun olarak çözümlenmesini sağlıyoruz.
Kamu kurumlarının hukuka aykırı idari işlemlerine karşı iptal davaları ve idari eylemlerden doğan zararların tazmini için tam yargı davalarını yürütüyoruz. İdari yaptırımlara ve para cezalarına yönelik hukuki itiraz süreçlerini takip ediyoruz.
Trafik kazalarından doğan değer kaybı, bedeni hasar tazminatları ve sigorta şirketleriyle yaşanan ihtilafların çözümünde hukuki destek sunuyoruz. Sigorta Tahkim Komisyonu ve mahkemeler nezdindeki tüm başvuru ve itiraz süreçlerini takip ediyoruz.
Şahıs ve şirket alacaklarının tahsili amacıyla icra takiplerinin başlatılması ve haciz işlemlerinin yürütülmesini sağlıyoruz. Ayrıca borçlu durumdaki müvekkillerin iflas veya konkordato süreçlerinin hukuki altyapısını hazırlayarak yasal temsil hizmeti veriyoruz.
Vergi daireleri tarafından uygulanan tarhiyatlar, usulsüzlük cezaları ve ödeme emirlerine karşı gerekli yasal yollara başvuruyoruz. Vergi uyuşmazlıklarının dava aşamasında idare mahkemelerinde takibini veya uzlaşma yoluyla çözümlenmesini sağlıyoruz.
Miras bırakanın vefatı sonrası terekenin tespiti, vasiyetname düzenlenmesi, mirasın reddi, tenkis ve ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) süreçlerini yönetiyoruz. Miras paylaşımlarında doğabilecek uyuşmazlıklarda yasal hakların korunması amacıyla davaları takip ediyoruz.
Taşınmaz alım-satım süreçlerinin hukuki denetimi, tapu iptal ve tescil davaları, kamulaştırma uyuşmazlıkları ve kira tespit davaları gibi mülkiyet hakkını ilgilendiren konularda hukuki danışmanlık ve dava vekilliği hizmeti sunuyoruz.
Tüketici işlemleri ile ayıplı mal ve hizmet uygulamalarından doğabilecek uyuşmazlıklarda yasal başvuru yollarını işletiyoruz. Tüketici Hakem Heyetlerine başvurulması ve Tüketici Mahkemelerinde görülen davaların hukuki takibini gerçekleştiriyoruz.
Ticari faaliyetler ve bireysel işlemler kapsamında ihtiyaç duyulan sözleşmelerin mevzuata ve taraf iradelerine uygun şekilde hazırlanmasını sağlıyoruz. Mevcut sözleşmelerin incelenmesi ve sözleşmeye aykırılık hallerinden doğan uyuşmazlıkların çözümünü yürütüyoruz.
İşçi ve işveren ilişkilerinden doğan işe iade, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve hizmet tespiti davalarının takibini yapıyoruz. İş kazalarından veya meslek hastalıklarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat süreçlerinde hukuki destek sağlıyoruz.
Yerli ve yabancı sermayeli şirketlerin kuruluşu, tür değiştirmesi, birleşme ve devralma (M&A) işlemleri ile genel kurul süreçlerinin yönetiminde hukuki danışmanlık sağlıyoruz. Şirket ana sözleşmelerinin hazırlanması, kurumsal işleyişin denetimi ve pay sahipleri arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde aktif hukuki destek veriyoruz.
Yabancı uyruklu kişilerin Türkiye’de çalışma ve ikamet izni başvurularının yapılması ile yatırım, evlilik veya istisnai yollarla Türk vatandaşlığı kazanması süreçlerini hukuki boyutta takip ediyoruz. İl Göç İdaresi ve Nüfus Müdürlükleri nezdindeki tüm resmi başvuru, takip ve itiraz işlemlerini yürütüyoruz.
İç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından, adil yargılanma ve mülkiyet hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılacak bireysel başvuruları hazırlıyoruz. Bu kapsamdaki uluslararası yargılama süreçlerinin hukuki takibini titizlikle gerçekleştiriyoruz.
Marka, patent, faydalı model ve endüstriyel tasarımların Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescili, itiraz süreçleri ve yenilenmesi işlemlerini yürütüyoruz. Fikri ve sınai mülkiyet haklarının ihlali, taklit ürünlerle mücadele, hükümsüzlük ve haksız rekabet davalarında ticari itibarın yasal zeminini koruyoruz.
Murat Altun
2 yıl önce
Veysel Osman
2 yıl önce
Her konuda yardımcı oldular ve her zaman ilgilendiler oldukça kibar ve nazikler avukat yardımcısı sermet ayhan beye özelikle teşekkür ederim çok ilgili …
Umut Erkan
3 yıl önce
İşini bilen, güler yüzlü bir ekip
ADA AGN YAPI
3 yıl önce
Cok ilgili ve alakalılar.Oncelikkeri alacakları ücret değil doğru olanı söylemek ve göstermek.Tum dostlara Ahmet Mete beyleri tavsiye ederim....
Su Aydemir
3 yıl önce
Ahmet Bey le telefonda görüştük daha sonra danışmaya gittiğimde Avukat Çağla Hanımın ilgisi ve görüşüne hayran kaldım açıkçası genç olması hukuk bilgisini yetkin şekilde kullanması beni çok etkiledi aklımda hiçbir soru işareti kalmadı tekrar çalışmam gerekse ahmet bey ve çağla hanımı tercih ederim çok teşekkürler.
ayşe uysalgil
3 yıl önce
Ahmet abi çok iyi bir avukattır😊
Nanemolla
3 yıl önce
İlgili, işinin ehli avukatları barındıran bir hukuk bürosu. Her şey için minnettarım.
Sevval Kelebek
3 yıl önce
Bilecik'in en deneyimli avukatlarından birisi mutlaka rehberinizde olması gereken bir avukat.Tavsiye ederim.
Bilgisel
Taşeron İşçi Hakları Nelerdir?
admin2026-07-20T09:35:07+00:00Temmuz 20, 2026|
Taşeron İşçi Hakları ve İşverenlerin Sorumlulukları Çalışma hayatında sıklıkla karşılaşılan [...]
Bilecik Avukat – Ahmet Mete Hukuk Bürosu
Bilecik avukat ve hukuki danışmanlık bürosu olarak, ceza hukuku, gayrimenkul hukuku, şirketler ve ticaret hukuku ile idare hukuku alanlarında uzman kadromuzla hizmet vermekteyiz. Müvekkillerimize şeffaf, sonuç odaklı ve profesyonel hukuki destek sunarak; önleyici hukuk prensibiyle riskleri yönetiyor, Bilecik ve çevre illerdeki dava süreçlerinde haklarınızı en üst düzeyde savunuyoruz. Kurumsal ve bireysel hukuki ihtiyaçlarınız için güvenilir çözüm ortağınız olmaya devam ediyoruz.
Hizmet Alanlarımız
- Ceza Hukuku: Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında etkin savunma. (Dolandırıcılık, hakaret, hırsızlık gibi davalar)
- Aile ve Boşanma Hukuku: Velayet, nafaka, mal rejimi, çekişmeli/anlaşmalı boşanma süreçleri.
- İş Hukuku: Kıdem/ihbar tazminatı, işe iade, iş kazası, arabuluculuk başvuruları.
- Ticaret/Şirketler Hukuku: Sözleşmeler, alacak tahsili, yönetim uyuşmazlıkları ve şirket danışmanlığı.
- İcra ve İflas: Haciz, itirazın iptali/kaldırılması, konkordato ve iflas süreçleri.
- İdare ve Vergi Hukuku: İptal/tam yargı davaları, vergi uyuşmazlıklarının çözümü.
- Yabancılar ve Vatandaşlık: Oturum, çalışma izni, vatandaşlık başvuruları ve dava süreçleri.
Neden Bizi Tercih Etmelisiniz?
-
Bölgesel Hakimiyet: Bilecik ve çevre illerdeki adli süreçlere ve güncel içtihatlara tam hakimiyet.
-
Şeffaf Süreç: Sürpriz maliyetler olmadan, aşamalar ve riskler konusunda baştan net bilgilendirme.
-
Hızlı İletişim: Randevularınızda ve dosya aşamalarınızda düzenli, kesintisiz raporlama.
-
Stratejik Yaklaşım: Boşa umut vermek yerine, uyuşmazlığa en uygun gerçekçi çözüm planı.
Hukuki Süreç Nasıl İşler?
Ön Görüşme: Hukuki sorununuzun dinlenmesi ve durumun genel analizi.
Değerlendirme: Mevcut delillerin ve hukuki risklerin masaya yatırılması.
Eylem Planı: Dava veya uzlaşma stratejisinin belirlenerek maliyet ve takvimin netleştirilmesi.
Takip ve Sonuç: Gerekli süreçlerin başlatılması, duruşma temsili ve sürecin nihayete erdirilmesi.
Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin meslek kurallarına uygun olarak yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır ve hukuki mütalaa veya danışmanlık niteliğinde değildir.
Kural olarak, bir kişi davada veya icra takibinde avukat (vekil) ile temsil ediliyorsa tüm tebligatların avukata yapılması esastır. Ancak hukukun doğası gereği bizzat kişinin kendisini ilgilendiren ve şahsa sıkı sıkıya bağlı olan bazı istisnai durumlarda kanun, tebligatın avukata değil doğrudan asile (müvekkile) yapılmasını emreder. Bu zorunlu haller şunlardır:
-
Şahsa Sıkı Sıkıya Bağlı İşlemler (Yemin ve İsticvap): Mahkemede bizzat kişinin yerine getirmesi gereken yemin teklifi veya isticvap (hakim önünde şahsen sorgulanma/beyan verme) gibi işlemlerde tebligat vekile değil, doğrudan asile yapılır.
-
İcra-İflas (Tazyik/Disiplin) Suçları: İcra iflas suçları (örneğin taahhüdü ihlal veya nafaka borcunu ödememe) nedeniyle borçlunun cezalandırılabilmesi için, cezanın dayanağı olan İcra Emri’nin borçlu avukatına değil, bizzat borçlunun kendisine tebliğ edilmiş olması şarttır.
-
İmza İtirazı ve Sanığın Hazır Bulunması (İİK 68/a): İcra takiplerinde imza inkârı gibi durumlarda, borçlunun bizzat hazır bulunmasını gerektiren ihtaratların (örneğin imza örneği alınması için duruşmaya çağrının) asile tebliğ edilmesi gerekir.
-
Yoklukta Verilen Ceza Hükümleri: Ceza davalarında; sanığın ve avukatının (müdafi) yokluğunda verilen hükümler, kamu davasının asıl tarafı olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmek zorundadır.
-
Avukatın İstifası: Vekilin (avukatın) dosyadan istifa ettiğine dair dilekçe, taraflar arasındaki temsil ilişkisini sonlandırdığı için bizzat asile tebliğ edilmelidir.
-
İşe İade Sonrası İşe Davet Yazısı: İş davalarında; mahkemece verilen işe iade kararının kesinleşmesi sonrasında, işveren tarafından gönderilecek olan “işe başlama/davet” ihtarnamesi işçinin avukatına değil, bizzat işçiye tebliğ edilmek zorundadır.
-
İtirazın İptali Davası: İcra takibine borçlu avukatı aracılığıyla itiraz edilmiş olsa dahi, takibin devamı için alacaklı tarafından açılacak “İtirazın İptali” davasının dava dilekçesi kural olarak asile tebliğ edilmelidir.
Destekten yoksun kalma tazminatı davalarında (özellikle ölümlü trafik ve iş kazalarında), hükmedilecek tutarlar milyonlarca lirayı bulabildiği için dosyanın en can alıcı noktası Aktüerya (Bilirkişi Hesap) Raporu’dur.
Bilirkişi raporları son derece teknik ve karmaşık görünse de, avukatların ve tarafların Yargıtay kriterleri ışığında raporda şu temel unsurları mutlaka denetlemesi gerekir:
- Bakiye Ömür (Yaşam Süresi) Tablosu Hatası: Ölenin ve kalanların muhtemel yaşam süreleri hesaplanırken; olay tarihi 2010 yılından önce ise PMF-1931, olay tarihi 2010 yılı ve sonrası ise TRH-2010 tablosu kullanılmalıdır. Yanlış tablo kullanımı tazminatı kökten değiştirir.
- Cinsiyet Ayrımının Gözden Kaçması: Yeni TRH-2010 tablosunda kadınların ve erkeklerin bakiye ömür (yaşam beklentisi) süreleri birbirinden farklıdır. Raporda ölenin veya destek görecek kişinin cinsiyetine göre doğru yılın seçilip seçilmediği kontrol edilmelidir.
Faiz ve Hesaplama Formülü Hatası (Çok Kritik): Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Karayolları Trafik Kanunu m. 90’a ilişkin iptal kararı sonrasında; hesaplamalarda %1,8 teknik faiz UYGULANMAMALI ve gelecekteki (işleyecek) dönem için mutlaka Progresif Rant Formülü kullanılmalıdır. Hâlâ %1,8 teknik faiz uygulayan raporlara derhal itiraz edilmelidir.
Aktif Çalışma Süresi (60 Yaş Sınırı): Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre kişilerin aktif çalışma süresi genel olarak 60 yaş kabul edilmektedir. Raporun bu yaş sınırına göre hesap yapıp yapmadığı incelenmelidir.
Bilinen ve Bilinmeyen Dönem Ayrımı: Tazminat hesabında, olay (ölüm) tarihi ile raporun düzenlendiği tarih arasındaki süre “Bilinen Dönem” olarak adlandırılır ve bu dönemdeki asgari ücret/gelir artışları net olarak hesaba katılmalıdır. Bu ayrımın doğru yapılıp yapılmadığına bakılmalıdır.
Destek Paylarının (Oranlarının) Dağıtımı: Vefat edenin gelirinin eşine, çocuklarına veya anne-babasına hangi oranlarda paylaştırıldığı, Yargıtay’ın da kabul ettiği AYİM (Askeri Yüksek İdare Mahkemesi) Paylaşım Tablosu’na uygun olmalıdır.
Peşin Sermaye İndirimi: Gelecekteki alacağın bugün peşin olarak ödenmesi nedeniyle uygulamada genellikle yapılan %10’luk indirimin (ve varsa SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerli gelirlerin rücu indiriminin) usulüne uygun yapılıp yapılmadığı teyit edilmelidir.
💡 Pratik Hukuki İpucu: Aktüerya raporu dosyaya geldiğinde “Zaten uzman hesaplamış, itiraza gerek yok” diyerek doğrudan kabul etmek çok büyük hak kayıplarına yol açar. Yukarıdaki kriterlerden sadece birinde yapılan hata, tazminat miktarını yüz binlerce lira eksik veya fazla çıkarabilir. Rapor tebliğ edildiğinde HMK kapsamında 2 haftalık kesin süre içinde teknik itirazların mahkemeye sunulması şarttır.
Hayır, işverenin işçiye fazla mesai ücretini ödediğini yalnızca tanık (şahit) beyanlarına dayanarak ispatlaması hukuken mümkün değildir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin (2015/22101 E. – 2018/17832 K. sayılı) kararı ve yerleşik içtihatlarına göre, ödeme olgusu kesinlikle yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. Bu kuralın uygulamadaki sonuçları şunlardır:
-
Yazılı Belge Zorunluluğu: Fazla çalışma ücretlerinin ödendiğinin ispatı; ancak ihtirazı kayıt içermeyen imzalı ücret bordroları, banka dekontları veya ödemeyi gösterir eşdeğer kesin yazılı belgelerle yapılabilir.
-
Tanık Beyanının Yetersizliği: İşveren mahkemede ödeme yapıldığına dair tanık dinletse bile, “ücretini elden aldı, ben şahidim” şeklindeki beyanlar hukuken ödemenin ispatı için geçerli kabul edilmez.
-
Kritik Ayrım (İşçi ve İşveren Açısından): İş Hukukunda çok önemli bir ayrım vardır: İşçi, fazla mesai yaptığını her türlü delille (örneğin mesai arkadaşı olan tanıklarla) ispatlayabilir; ancak işveren, bu mesainin ücretini ödediğini tanıkla ispatlayamaz, mutlaka yazılı belge sunmak zorundadır.
Alacağın tamamının değil, şimdilik yalnızca belirli bir bölümünün talep edilerek açıldığı davalara kısmi dava denir. Başlangıçta daha az harç ve masraf ödemek için sıkça tercih edilen bu dava türü, dikkatli yürütülmezse ciddi hak kayıplarına (özellikle zamanaşımı nedeniyle) yol açabilir.
Kısmi dava açarken ve süreci yönetirken Yargıtay uygulamalarına göre dikkat edilmesi gereken hayati kurallar şunlardır:
- Bölünebilirlik Şartı: Kısmi dava açılabilmesi için temel şart, alacağın “bölünebilir” nitelikte olması ve talep edilen kısmın tamamının aynı hukuki ilişkiden (örneğin aynı iş sözleşmesinden veya aynı trafik kazasından) doğmuş olmasıdır.
- Miktarı Serbestçe Belirleme: Davacı, kısmi dava açarken başlangıçta talep edeceği miktarı serbestçe belirleyebilir. Ancak bu belirleme “hakkın kötüye kullanılması” veya “dürüstlük kuralına aykırılık” teşkil etmemelidir.
- Talebin Kapsamı ve Artırılması (Bilirkişi Sonrası): Mahkeme, dava tarihi itibarıyla yalnızca dilekçede yazan miktar ile bağlıdır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuyla alacağın aslında çok daha yüksek olduğu ortaya çıkarsa, mahkeme bu parayı kendiliğinden vermez. Kalan miktarın hüküm altına alınabilmesi için davacının mutlaka Islah yapması, Ek Dava açması veya karşı tarafın muvafakatini alması gerekir.
- Faiz Başlangıcındaki İkili Durum: Faiz işletilme tarihleri çok karıştırılır. Kısmi davada; dava dilekçesinde talep edilen ilk miktar için faiz dava tarihinden itibaren işlerken, sonradan “ıslah” yoluyla artırılan bakiye kısım için faiz (kural olarak temerrüt yoksa) ıslah tarihinden itibaren işlemeye başlar.
- En Büyük Tehlike: Zamanaşımı Tuzağı: Kısmi davanın en riskli tarafı budur. Dava açıldığında zamanaşımı sadece dava edilen kısım için kesilir. Dışarıda bırakılan ve sonradan ıslahla artırılması planlanan kısım için zamanaşımı süresi işlemeye devam eder. Bilirkişi raporu geç gelir ve davacı ıslah yapana kadar kanuni süre dolarsa, alacağın kalan kısmı “zamanaşımı itirazı” nedeniyle reddedilebilir.
💡 Pratik Hukuki İpucu: Zamanaşımı süresinin dolmasına çok az bir zaman kalmışsa, kısmi dava açmak büyük bir risktir. Yargılama uzun sürerse artıracağınız kısım zamanaşımına uğrayabilir. Bu gibi “sürenin sınırda olduğu” durumlarda ya alacağın tamamı dava edilmeli ya da (şartları varsa) miktar belirtilmeksizin “Belirsiz Alacak Davası” (HMK m. 107) açılmalıdır.
1. Hukuk Mahkemeleri Parasal Sınırları (HMK)
| Yıl | İstinaf Sınırı | Temyiz Sınırı | Temyiz Duruşma | Senetle İspat Sınırı |
|---|---|---|---|---|
| 2025 | 40.000 TL | 544.000 TL | 816.000 TL | 33.000 TL |
| 2024 | 28.250 TL | 378.290 TL | 567.520 TL | 23.450 TL |
| 2023 | 17.830 TL | 238.790 TL | 358.110 TL | 14.800 TL |
| 2022 | 8.800 TL | 107.090 TL | 160.660 TL | 6.640 TL |
| 2021 | 8.150 TL | 78.630 TL | 117.960 TL | 4.880 TL |
| 2020 | 5.390 TL | 72.070 TL | 108.120 TL | 4.480 TL |
| 2019 | 4.400 TL | 58.800 TL | 88.210 TL | 3.660 TL |
| 2018 | 3.560 TL | 47.530 TL | 71.300 TL | 2.960 TL |
| 2017 | 3.110 TL | 41.530 TL | 62.290 TL | 2.590 TL |
2. İcra ve İflas Hukuku Parasal Sınırları (İİK)
| Yıl | İcra Mahk. Kesinlik | İcra Mahk. Temyiz | Kesinlik Sınırı (İstinaf Öncesi) |
|---|---|---|---|
| 2025 | 95.000 TL | 444.000 TL | 85.000 TL |
| 2024 | 66.140 TL | 308.632 TL | 59.549 TL |
| 2023 | 41.700 TL | 194.770 TL | 37.580 TL |
| 2022 | 18.710 TL | 87.370 TL | 16.860 TL |
| 2021 | 13.740 TL | 64.150 TL | 12.380 TL |
| 2020 | 12.600 TL | 58.800 TL | 11.350 TL |
| 2019 | 10.280 TL | 40.000 TL | 9.260 TL |
| 2018 | 8.310 TL | 40.000 TL | 7.490 TL |
| 2017 | 7.260 TL | 40.000 TL | 6.550 TL |
3. İdari Yargı Parasal Sınırları (İYUK)
| Yıl | İstinaf Sınırı | Temyiz Sınırı | Duruşma (Tam Yargı/Vergi) | Tek Hakim Sınırı |
|---|---|---|---|---|
| 2025 | 40.000 TL | 1.324.000 TL | 388.000 TL | 388.000 TL |
| 2024 | 31.000 TL | 920.000 TL | 270.000 TL | 270.000 TL |
| 2023 | 20.000 TL | 581.000 TL | 171.000 TL | 171.000 TL |
| 2022 | 9.000 TL | 261.000 TL | 77.000 TL | 77.000 TL |
| 2021 | 7.000 TL | 192.000 TL | 57.000 TL | 57.000 TL |
| 2020 | 7.000 TL | 176.000 TL | 53.000 TL | 53.000 TL |
| 2019 | 6.000 TL | 144.000 TL | 44.000 TL | 44.000 TL |
| 2018 | 5.000 TL | 137.000 TL | 36.000 TL | 36.000 TL |
| 2017 | 5.000 TL | 120.000 TL | 32.000 TL | 36.000 TL |
4. Tüketici Hakem Heyeti Sınırları ve HUMK
| Yıl | Tüketici Hakem Heyeti Sınırı | HUMK Karar Düzeltme | HUMK Temyiz Duruşma |
|---|---|---|---|
| 2025 | 149.000 TL | 182.000 TL | 304.000 TL |
| 2024 | 104.000 TL | 126.560 TL | 211.760 TL |
| 2023 | 66.000 TL | 79.870 TL | 133.620 TL |
| 2022 | 30.000 TL (İl/İlçe Ayrımı Kalktı) | 35.830 TL | 59.950 TL |
| 2021 | 7.550 TL (İlçe) / 11.330 TL (İl) | 26.310 TL | 44.020 TL |
| 2020 | 6.920 TL (İlçe) / 10.390 TL (İl) | 24.120 TL | 40.350 TL |
| 2019 | 5.650 TL (İlçe) / 8.480 TL (İl) | 19.680 TL | 32.920 TL |
| 2018 | 4.570 TL (İlçe) / 6.860 TL (İl) | 15.910 TL | 26.610 TL |
| 2017 | 2.400 TL (İlçe) / 3.610 TL (İl) | 13.900 TL | 23.250 TL |
Evet, kesin bir süre sınırı vardır. Mahkemeden kiralayan (ev sahibi/işyeri sahibi) lehine çıkan bir tahliye kararının süresiz bir geçerliliği yoktur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, alınan bir tahliye kararının icraya konulması (infazının istenmesi) için kabul edilen yasal sınır “makul süre olan 1 YILDIR.”
Tahliye kararının bekletilmesi durumunda hukuki sonuçlar şu şekilde gelişir:
- Zımnen (Örtülü) Yenileme Tehlikesi: Kiralayan, tahliye kararını alır ancak 1 yıllık makul süre içinde icra dairesi aracılığıyla işleme koymazsa, hukuken “kira sözleşmesini kendi rızasıyla yenilemiş” kabul edilir.
- Tahliye Hakkının Kaybı: Sözleşme zımnen yenilendiği için, kiralayanın elindeki o eski tahliye kararı tamamen geçerliliğini yitirir ve kiracıyı o karara dayanarak evden veya işyerinden çıkaramaz.
- Yargıtay’ın Amacı: Yargıtay bu kuralı; kiracının yıllarca “Ev sahibi kararı ne zaman icraya koyacak, ne zaman atılacağım?” stresi ve sınırsız bir tahliye tehdidi altında yaşamasını engellemek amacıyla koymuştur.
Örnek Yargıtay Kararı Olayı:
Yargıtay’ın güncel bir kararında (12.12.2024); kiralayan 17.12.2020 tarihinde tahliye kararını almış ancak bu kararı icraya koymak için 11.05.2022’ye kadar (yaklaşık 1,5 yıl) beklemiştir. Yargıtay, hakkın makul olan 1 yıllık sürede kullanılmadığını ve bu sessizliğin kira akdinin yenilenmesine sebebiyet verdiğini belirterek kiralayanın geç kalmış tahliye talebini reddetmiştir.
💡 Pratik Hukuki İpucu: Tahliye davasını (veya icra hukuk mahkemesindeki tahliye talebini) kazandığınızda, “Kiracıyla aram iyi, kararı çekmecede bekleteyim, yarın sorun çıkarsa hemen icraya veririm” düşüncesi çok büyük bir hatadır. Kararı aldıktan sonra vakit kaybetmeden İcra Müdürlüğü kanalıyla tahliye emrini göndermeli ve süreci başlatmalısınız.
Hukuki Dayanak: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (12.12.2024 Tarih, 2024/5376 E. – 2024/10498 K.)
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK md. 176) kapsamında Islah; tarafların dava veya cevap dilekçelerinde yaptıkları usuli hataları veya eksiklikleri, karşı tarafın rızası aranmaksızın düzeltmelerine (örneğin talep sonucunu artırmalarına) olanak tanıyan bir hukuki yoldur. Islah, davanın tahkikat aşaması sona erene kadar (tam veya kısmi ıslah şeklinde) yapılabilir.
Uygulamada mahkemeler tarafından verilen “1 haftalık kesin süre” kuralı çok sık karıştırılmaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre kural şudur:
-
1 Haftalık Süre Verilemeyecek Durumlar: Taraflardan biri henüz ıslah işlemini yapmamış ve duruşmada sadece “Islah edeceğiz, ıslah hakkımızı kullanacağız” şeklinde beyanda bulunmuşsa, mahkeme bu tarafa ıslah yapması için 1 haftalık kesin süre veremez. Çünkü kanun zaten “tahkikatın sonuna kadar” bu hakkın kullanılabileceğini emreder.
-
1 Haftalık Süre Verilmesi Gereken Durumlar: Eğer taraf ıslah hakkını kullanmış (ıslah işlemini başlatmış) ancak usuli bir eksiklik bırakmışsa, bu eksiğin tamamlanması için 1 haftalık kesin süre verilmesi zorunludur. Örneğin; ıslah işlemi yapıldığı halde dilekçesi dosyaya sunulmamışsa veya nispi ıslah harcı yatırılmamışsa, mahkeme harcın ve dilekçenin tamamlanması için tarafa 1 hafta kesin süre vermelidir.
Islahın Kapsamı ve Hukuki Etkileri: Islah işlemi geriye etkili (makable şamil) sonuç doğurur; yani usuli işlem davanın başından itibaren düzeltilmiş kabul edilir. Ancak maddi hukuka ilişkin işlemler (feragat, kabul, sulh gibi) ıslah yoluyla değiştirilemez ve davanın türü tamamen başka bir davaya dönüştürülemez. Hakkın zamanında kullanılmaması, usul hatalarının düzeltilmesi imkânını tamamen ortadan kaldırır.
Hukuki Dayanak: Yargıtay 9. HD. 11.03.2024 (2024/2325 E. – 2024/4534 K.) ve 25.01.2023 (2021/19589 E. – 2023/13549 K.) kararları.
Cezaevinde geçirilecek sürenin (koşullu salıverilme / şartlı tahliye) ve denetimli serbestlik hakkının hesaplanmasında en kritik unsur suçun işlendiği tarihtir.
İnfaz Kanunu’nda yıllar içinde yapılan lehe değişiklikler nedeniyle, genel suçlar ile “istisna” sayılan ağır suçların (cinayet, uyuşturucu, terör vb.) indirim oranları birbirinden tamamen ayrılmıştır.
Aşağıdaki tablolarda suç tarihine ve suçun türüne göre uygulanacak güncel infaz oranlarını bulabilirsiniz:
1. GENEL SUÇLAR İÇİN ŞARTLI TAHLİYE ORANLARI (İstisnalar Hariç)
| Suçun İşlendiği Tarih | Şartlı Tahliye Oranı | Denetimli Serbestlik Süresi |
|---|---|---|
| 01.06.2005’ten ÖNCE (Eski 647 Sayılı Kanun dönemi) |
1/2 (Ayrıca ayda 6 gün indirim uygulanır) |
– |
| 01.06.2005 Sonrası (Genel Kural) (Yeni 5275 S.K. m.107/2) |
2/3 | – |
| 01.07.2016’dan ÖNCE İşlenenler (671 Sayılı KHK Kapsamındaki İndirim) |
1/2 | 2 Yıl (KHK dışı kalan istisna suçlarda oran 2/3, denetim 1 yıldır) |
| 30.03.2020’den ÖNCE İşlenenler (7242 S.K. Geçici 6. Madde – Covid İnfazı) |
1/2 | 3 Yıl |
| 30.03.2020’den SONRA İşlenenler (Güncel Uygulama) |
1/2 | 1 Yıl |
2. İSTİSNA KAPSAMINDAKİ AĞIR SUÇLAR İÇİN ÖZEL ORANLAR
Aşağıdaki özel suç tipleri, genel aflardan ve lehe infaz düzenlemelerinden hariç tutulmuş olup hesaplamaları kendi özel kanunlarına göre yapılır.
| Suçun Türü ve İşlendiği Tarih | Uygulanacak Şartlı Tahliye Oranı |
|---|---|
| Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar ve Uyuşturucu Ticareti Suçları (28.06.2014 Tarihinden Önce İşlenenler) |
2/3 |
| Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar ve Uyuşturucu Ticareti Suçları (28.06.2014 Tarihinden Sonra İşlenenler – 6545 S.K.) |
3/4 |
| Terör Suçları (3713 Sayılı Kanun kapsamındakiler) |
3/4 (Her zaman bu oran uygulanır) |
Yukarıdaki “1/2 oranından ve uzatılmış denetimli serbestlikten” faydalanamayan; Kasten Öldürme (TCK 81, 82, 83), Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama (TCK 87/2-d), İşkence ve Eziyet (TCK 94-96), Cinsel Suçlar (TCK 102-105), Özel Hayatın Gizliliğine Karşı Suçlar (TCK 132-138), Uyuşturucu Ticareti (TCK 188), Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar ve Terör Suçları ile kasten eşe/kardeşe/altsoya veya kendini savunamayacak kişiye karşı işlenen yaralama suçları bu lehe düzenlemelerin dışındadır.
Hukuk yargılamalarında mahkemenin bilirkişi, keşif veya tebligat masraflarının yatırılması için verdiği “kesin süre” kural olarak oldukça katıdır. Normal şartlarda bu sürenin kaçırılması, o usul işleminden veya delilden vazgeçilmiş sayılma gibi çok ağır sonuçlar doğurur.
Ancak Yargıtay ve İstinaf Mahkemeleri, bu kurala usul ekonomisi ve hakkaniyet çerçevesinde çok önemli bir esneklik getirmiştir. Yerleşik içtihatlara göre durum şu şekilde değerlendirilir:
-
Yargılamanın Uzamaması (Celse Atlanmaması) Kriteri: Kesin süre kaçırılmış olsa bile; eğer ilgili masraf kesin sürenin verildiği celse (duruşma) ile bir sonraki celse arasında yatırılmışsa, mahkemenin bu işlemi geçerli sayması gerekir.
-
Amacın Gerçekleşmesi: Yüksek mahkemelere göre kesin süre verilmesindeki asıl amaç, davanın gereksiz yere uzamasını engellemektir. Yatırılan masraf celse atlanmasına, yani duruşmanın boşa geçmesine veya yargılamanın uzamasına sebebiyet vermediği sürece, kesin sürenin sonuçları (hakkın düşmesi) uygulanamaz.
Önemli Not: Bu kuralın uygulanabilmesi için masrafın geç de olsa mutlaka bir sonraki duruşma tarihinden önce dosyaya yatırılmış olması ve sürecin aksamamış olması hayati önem taşır.
Hukuki Dayanak: Yargıtay 11. HD. (25.04.2022, 2021/1326 E. – 2022/3365 K.) ile İstinaf Mahkemesi kararları (İstanbul BAM 43. HD. 2023/730 K. ve Ankara BAM 20. HD. 2022/1341 K.)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan bireysel başvuruların hangi aşamada olduğunu, mahkemenin sunduğu resmi çevrimiçi dosya sorgulama ekranı (SOP – State of Proceedings) üzerinden kolayca takip edebilirsiniz.
Bu sorgulama ekranı üzerinden;
- Açılmış olan davanızın güncel aşamasını görebilir,
- Dosyanızın hangi departmanda veya heyette incelemede olduğunu takip edebilir,
- AİHM’in karar süreçleri ve olası yazışmalar hakkında anlık bilgi alabilirsiniz.
Sorgulama Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler:
AİHM sisteminde gizlilik esas olduğu için isim, soyisim veya T.C. Kimlik Numarası ile dosya sorgulaması yapılamaz. Sorgulama ekranına giriş yapabilmek için AİHM tarafından size veya avukatınıza gönderilmiş olan resmi Başvuru Numarasını (Örn: 12345/21) bilmeniz gerekmektedir.
🔗 AİHM Resmi Dosya Sorgulama Ekranına (Türkçe) Ulaşmak İçin Buraya Tıklayınız
💡 Pratik Hukuki İpucu: AİHM’e gönderdiğiniz başvuru formu mahkemeye ulaştıktan sonra, size barkodlu bir mektup ile başvuru numaranız gönderilir. Bu numara gelmeden sistem üzerinden sorgulama yapmanız mümkün değildir. AİHM yargılamaları genellikle yıllar sürdüğü için dosya durumunuzda uzun süre “İncelemede” ibaresini görmeniz normaldir.
Bu sayede siteniz sadece bilgi veren değil, aynı zamanda vatandaşın işini çözen bir “araç” (tool) işlevi de görecektir. Harika bir eklenti! Sıradaki konuyla devam edebiliriz.
KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) adresleri, UETS gibi mahkeme ve icra tebligatları için geçerli midir?
Hayır, KEP adresleri adli ve idari yargı süreçlerinde mahkemeler veya icra daireleri tarafından yapılacak resmi tebligatlar için kullanılamaz.
Elektronik tebligat süreçlerinde yaşanan en büyük kavram kargaşalarından biri KEP ve UETS sistemlerinin aynı işlevi gördüğünün sanılmasıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin güncel ve net içtihadına göre hukuki durum şöyledir:
-
Tek Geçerli Sistem UETS’dir: Elektronik Tebligat Yönetmeliği uyarınca, yargı mercilerince (mahkeme ve icra müdürlüklerince) yapılacak tüm resmi elektronik tebligatların yalnızca PTT tarafından sağlanan UETS (Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi) üzerinden yapılması yasal bir zorunluluktur.
-
Yok Hükmünde Sayılma (Mutlak Geçersizlik): UETS yerine borçlunun veya tarafın KEP adresine gönderilen adli tebligatlar hukuken “yok hükmünde” kabul edilir. Yani bu şekilde yapılan bir bildirim hiçbir hukuki sonuç doğurmaz ve itiraz, cevap veya temyiz gibi kesin yasal süreleri başlatmaz.
💡 Pratik Hukuki İpucu: Ticari hayatta şirketler arası resmi yazışmalar, ihbar ve ihtarnameler için KEP sistemi güvenli ve geçerli bir yol olsa da; iş yargılamaya veya icra takibine geldiğinde devletin yapacağı tebligatlar için muhatabın mutlaka UETS adresi kullanılmalıdır.
Hukuki Dayanak: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (2023/3280 E. – 2024/587 K.) kararı.
Bizi Ziyaret Edin





















